Olduvai, Kopenhag ve Küresel Faşizm


Tarihçi yazar Ugo Bardi, Roma’nın yıkılışını net enerji prensipleriyle açıklamaya çalışıyor(1). İddiasını kanıtlarken Joseph Tainter’a(2,3) atıfta bulunuyor.  İddianın özü kişi başına düşen kullanıma hazır enerji miktarındaki azalma ile ilgili.


Toplumumuzun karmaşıklığını, üretim araçlarının çeşitliliği ve üretkenliğini var eden, sanayi ve şehir olgularını ayakta tutan şey enerji. İnsanlar fotosentez yapamadığına göre bu enerji “dışarıdan” bir yerden gelmek zorunda. Bu kaynak, uzun süre fotosentez yapmış canlıların depoladığı enerjinin yoğunlaşmış hali olan fosil yakıtlar. Kullanıma sunulan paranın nüfusa oranı refahı belirlediği gibi, kullanıma sunulan enerjinin nüfusa oranı da paranın iş yapabilme gücünü, yani bütün doğal kaynakları işleme ve değer üretebilme gücünü belirliyor.

Bu kavram Olduvai Teorisi’nde işleniyor(4). Teoriye göre yıllık enerji kullanım miktarının dünya nüfusuna oranı, sanayi medeniyetinin sağlam, test edilebilir bir profilini çıkarıyor. Bunun nedeni Sanayi medeniyetini besleyen enerji esasen toprağı kazarak çıkardığımız madenlerden geldiğine göre, petrol-kömür-doğalgaz üçlüsünün çıkarılma ve tüketilme grafikleri, karmaşık modern ekonomimizin ve toplum düzeninin ömrünü tahmin etmemizi sağlayabilir. Bilimsel ve doğruluğu kesin olan verileri kullanarak ciddi ama bir o kadar da basit bir analiz sonucunda bu sürenin 100-150 yıl olduğunu tahmin edebiliyoruz. Bu da bize 21.yy ortalarına doğru karasaban, kerpiç ev, odun sobası medeniyetine kesin dönüş yapacağımızı gösteriyor. Azalan net enerji, medeniyeti ayakta tutan sanayi, ticaret ve tarım faaliyetlerinin aksamasına, dolayısıyla toplumları ve devletleri bir arada tutan dokunun zarar görmesine neden olur. Hepimizin bildiği gibi toplum içi ilişkiler yeterince bozulduğunda iç savaş, diplomasi bozulduğunda da savaş çıkar. Bu noktada sorulması gereken soru, üç asır öncesinin ilkel medeniyetine barışçıl yoldan mı, savaşarak mı döneceğimizdir. Aşağıdaki grafikte kişi başına enerji kullanımı oranının zirveyi çoktan geride bıraktığı açık olarak gözlenebiliyor.
 

Büyük resim: http://www.dieoff.org/Olduvai2.gif

 
İşin bir de net enerji boyutu var ki, önceki yazılarımda bahsetmiştim(5). Her türlü maden çıkarma faaliyetinin verimliliği azalmakta. Petrolden elde edilen net enerjinin grafiği de aşağıdakine benzeyecektir.

Birincil enerji kaynağı olan petrolün üretimi ile dünya nüfusunu oranlamak hepimizin yapabileceği bir iş. Petrol doruğunu (peak oil) 2005-2008 döneminde geride bıraktık(6~13). Nüfusumuz ise hala artmaya devam ediyor. Doruğu geçtik geçmesine de, neden bunu hissetmedik? Hem gelişmemiş, hem de gelişmiş milletler, bir kaç küçük istisna dışında, nasıl oldu da 2008′e kadar refahını artırmaya devam etti? Sonuçta refah seviyesi enerji kullanımıyla doğru orantılı değil mi? Bu soruların muhtemel yanıtı, yani ortalama refahın doruk noktasının 1979′tan 2008′e ötelenmesinin kanımca iki nedeni olabilir:

Devamını oku...
 
World Renewable Energy Congress XI and Exhibition 2010

 



Congress Details:

Date:
25-30 September 2010
Place: Abu Dhabi, United Arab Emirates
Patronage: His Highness Sheikh Hamdan Bin Zayed Al Nahyan, Deputy Prime Minister and Chairman of Abu Dhabi Environment Agency
Organisers: Abu Dhabi Environment Agency (ADE), United Arab Emirates and World Renewable Energy Congress (WREC) Brighton, UK

Among the Congress Sponsors are:
  • Elsevier Science Ltd, the Netherlands
  • European Commission, Brussels
  • ISESCO, Morocco
  • National Renewable Energy Laboratory NREL, USA
  • WREN, UK
  • UNESCO
     


Background

The Council of WREC/WREN at the 9th Congress in Florence, Italy September 2006, voted to hold the World Renewable Energy Congress XI in Abu Dhabi, United Arab Emirates (September 2010).

ADE and WREN have agreed that the theme of the Congress and the associated Exhibition is TOWARDS SUSTAINABLE ENVIRONMENT: Green Buildings and Renewable Energy Options.

Recognizing the synergy between sustainable development, green buildings and energy, the organizers welcome MASDAR’s participation to enhance the use of Renewable Energy in Green Buildings to achieve a sustainable environment in the UAE and globally.

The Congress is under the patronage of His Highness Sheikh Hamdan Bin Zayed Al Nahyan, Deputy Prime Minister, and Chairman of Environment Agency – Abu Dhabi.


Mission Statement

With the accelerated approach of the global climate-change point-of-no-return the need to address the pivotal role of renewable energy in the formation of coping strategies, rather than prevention, is more crucial than ever. Sustainability, green buildings, and the development of the large-scale renewable energy industry must be at the top of all development, economic, financial and political agendas. The time for action has arrived. Prevention and questioning how and why we face this great challenge is a luxury we can no longer indulge. We welcome the establishment of the long overdue International Renewable Energy Agency which we hope will work side-by-side with similar intergovernmental agencies striving for the adoption of renewable energies.

 
5 bin yıl yetecek bor bulundu

 

Dünya rezervinin neredeyse yarısı 20 bin nüfuslu iki komşu ilçemizden çıktı

Kütahya'nın Emet ve Hisarcık ilçelerinde, yaklaşık 1 milyar ton bor madeni rezervi bulundu.

Kütahya'nın Emet ve Hisarcık ilçelerinde, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünün yaptığı sondaj çalışmalarına göre yaklaşık 1 milyar ton bor madeni rezervi bulunduğu tahmin ediliyor.  

Sanayide kullanılan ve çağın madeni olarak tanımlanan borun dünyadaki rezervinin yaklaşık yüzde 70'i Türkiye'de, bunun yüzde 70'i de Emet'te bulunuyor.

Bölgede bor madeninin varlığı, 1956 yılında, Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğünde (MTA) görevli Alman Jeolog Dr. Gawlik tarafından ilçe merkezinin 4 kilometre kuzeyindeki Espey mevkisinde ve 12 kilometre güneyindeki Hisarcık ilçesinde tespit edildi.

Emet'teki bor sahaları, MTA tarafından 1958 yılında Etibank'a verildi.

Espey'deki sahaların bir bölümü özel şirketlerce, geri kalanı ise Etibank tarafından bir süre işletildi. İlk yıllarda yer altı işletmeciliği yapan bu kuruluşlar, daha sonra boru açık işletme sistemiyle çıkarmaya başladı. O yıllarda Hisarcık'taki sahalarda ise Etibank'a bağlı Emet Kolemanit İşletmesince açık ocak üretimi yapıldı.

İsmi Emet Bor İşletmesi olarak değiştirilen kurum, 1958 yılında resmen bor üretimine başladı.

Espey yakınındaki Killik mevkisinde 1957 yılında özel sektör kuruluşlarınca işletilen sahalar, 1979'da dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Deniz Baykal tarafından kamulaştırılarak, Emet Bor işletmesine devredildi.

Bölgedeki tüm maden ocakları 1990'da açık işletmeye dönüştürülerek, bor üretimine devam edildi.

Devamını oku...
 
Sürdürülebilir Enerji Raporu


TÜBA Şeref Üyesi Prof. Dr. Sadık Kakaç’ın Sürdürülebilir Enerji Raporu Hakkında Görüşlerini Aktardı-31 Kasım 2008

Prof. Dr. Sadık KAKAÇ
TÜBA Şeref Üyesi


AkademilerArası Konsey (IAC) küresel tehditlere yönelik bilimsel, teknolojik ve sağlık konularında raporlar hazırlar; dünyanın her köşesinden uzman ve tecrübeyi bir araya getirerek, ulusal hükümetlere ve uluslararası kuruluşlara bilgi ve öneri sunar. Bu raporda belirtilen önerilerden ülkemizin nasıl faydalanabileceğini değerlendirmek gerekir.

Sürdürülebilirlik, çeşitli enerji kaynaklarını kullanarak, bunların harcanmasında gelecek nesilleri de düşünmek, milyonlarca senede birikmiş olan fosil yakıtları mecbur olmadıkça kullanmamak, çevreyi korumak ve gelecek kuşakları da düşünerek hareket etmek, ülkemizin sürekliliği açısından düşünmek demektir.

1977 yılında hazırlanan uluslararası Kyoto protokolü, sera gazlarının emisyonunu sınırlamakta ve sürdürülebilir bir enerji geleceğinin gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Bu protokolü hükümetimiz henüz imzalamamış olmasına karşılık, şunu belirtmek yerinde olur ki, bu konu 21’inci yüzyıl için acil bir gereklilik arz edecektir. AB ülkeleri bu konuyu ön plana almakta ve henüz adı geçen protokolü imzalamamış olan ABD ile anlaşmazlık durumunda olup, Amerikan hükümetine baskı yapmaktadırlar. AB’ne girebilme gayretleri içerisinde bulunan ülkemizin, bu konuda, bilimsel kuruluşlar ile işbirliği yapması gereklidir.

Küresel iklim değişikliği gibi çok tehlikeli bir durumun önüne geçilebilmesi için, sürdürülebilir bir enerji gerçeğinin ülkemizde gerçekleştirilmesi, uzun vadeli enerji stratejik planları ile mümkün olacaktır. Ülkemiz açısından, enerji kaynaklarımızın emniyeti, petrol güvenliği, çevre sorunları ve iklim değişikliği, iç sorunlar ve uluslararası baskılar, acil eylem gerektiren önemli konulardır.

Enerji planlamaları uzun vadeli yapılır. Örneğin; 2030 yılında Türkiye’nin nüfus yapısına paralel olarak belirli hayat standardını sürdürmek, ülkenin her köşesinde, enerji kullanımı açısından eşit imkânlar hazırlamak ve refah seviyesini eşitlemek durumundayız.

Adı geçen raporun tavsiyeleri ve önerileri doğrultusunda, ülkemiz açısından, ülkemiz kurum ve kuruluşları ile siyasi otoriteyi zorlayıcı tedbirlerin alınması gerekmektedir.
Devamını oku...
 
V. YENİ VE YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI SEMPOZYUMU


TARİH: 16.10.2009 - 17.10.2009
YER: KAYSERİ

Son on yılda dünya enerji sektörü sancılı bir süreç yaşıyor. Bu süreçte,bir yanda küresel güçlerin enerji arz kaynaklarını denetim altında tutmak için siyasi uygulamaları, öte yanda eşit dağılmamış olan dünya fosil yakıt  rezervlerinin ağırlıklı bölümüne sahip ülkelerin enerji fiyatları üzerindeki spekülatif oyunları sorunu daha da karmaşıklaştırıyor. Çevreyi dikkate almayan bir şekilde üretilen enerjinin yoğunlaştırdığı iklim değişikliği sorunları da işin cabası. Bütün dünya tünelin sonundaki ışık olarak, her ülkede çeşitli şekillerde var olan ve değerlendirilmeyi bekleyen yenilenebilir enerjiyi görmektedir. Bu kaynakların teknolojisi de, daha önce görülmemiş düzeyde geliştirilmekte ve yatırım boyutları her geçen gün büyümekte ve artmaktadır.

Dünya medeniyetlerinin merkezi Anadolu'nun insanları ise yenilenebilir enerjiyi belki de ilk kullananlar olarak zengin yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanmak ve yerli teknolojisini geliştirmekte yeterince hızlı davranamamıştır.
Devamını oku...