BM Binyıl Bildirgesi


6-8 Eylül 2000 tarihleri arasında Birleşmiş Milletler’in New York'taki Genel Merkezi’nde, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 189 ülkenin Devlet ve Hükümet Başkanlarının katılımıyla, “yeni bir binyılın başlangıcında” yapılan liderler zirvesinde, günümüzün en güçlü ve öncelikli küresel taahhüt belgelerinden biri olarak kabul edilen Birleşmiş Milletler Binyıl (Millennium) Bildirgesi imzalanmıştır.

Bildirge’de, “tüm dünyada adil ve kalıcı bir barış sağlanması” kararlılığının dile getirilmesinin ardından, dünya ölçeğinde üstesinden gelinmesi gereken en temel sorunun, “küreselleşmenin tüm insanlık için olumlu bir güce dönüştürülmesi” olduğu vurgulanmaktadır. Küreselleşmenin sağladığı nimetlerin günümüzde çok dengesiz bir biçimde paylaşıldığı ve külfetinin de yine dengesiz bir biçimde dağıldığı saptaması yapıldıktan sonra, “küreselleşme, ancak tüm çeşitliliği ile insanlığı kapsayan ortak bir gelecek kurmaya yönelik geniş kapsamlı ve sürekli çabalarla herkesi kucaklayan ve adil bir sürece dönüştürebilir”, denmektedir.

 

Bildirge’de, 21. yüzyılın uluslararası ilişkileri açısından zorunlu görülen temel ilkelerin “özgürlük, eşitlik, dayanışma, hoşgörü, doğaya saygı ve ortak sorumluluk” olduğu belirtilmekte ve bu ortak değerlerin yaşama geçirilmesine yönelik hedefler belirlenmiş bulunmaktadır. Bu kapsamda, Bildirge’de özgürlük, demokrasi ve insan hakları konu­larındaki taahhütlerin yanısıra, bir dönüm noktası olması öngörülen 2015 yılına kadar gerçekleştirilmek üzere, kalkınmaya ve yoksulluğun azaltılmasına yönelik sekiz hedef (Binyıl Kalkınma Hedefleri) belirlenmiştir:

 

Hedef 1: Aşırı yoksulluğun ve açlığın azaltılması
Hedef 2: Evrensel temel eğitimin sağlanması
Hedef 3: Cinsler arası eşitliğin sağlanması ve kadınların yapabilir kılınması
Hedef 4: Bebek ölümlerinin azaltılması
Hedef 5: Ana-çocuk sağlığının iyileştirilmesi
Hedef 6: HIV/AIDS, sıtma ve diğer hastalıklarla mücadele edilmesi
Hedef 7: Çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması
Hedef 8: Kalkınma için küresel bir ortaklık geliştirilmesi

 

Rio sonrasındaki dönemde, dünyanın farklı bölgelerinde yerel düzeyde çok sayıda sürdürülebilir kalkınma girişiminin sergilediği öncü ve başarı örnekler karşısında küresel topluluk, Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşılmasında, bu hedeflerin yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve diğer yerel “aktörler” tarafından sahiplenilmesinin önemini giderek daha iyi kavramaya başlamıştır.

 

Bu yaklaşımın, 2002 BM Johannesburg Zirvesi’ne de yansıdığı görülmektedir. Zirve öncesinde, sırasında ve sonrasında yapılan değerlendirmelerde, Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşılmasında “ortaklıklar” oluşturulmasına verilen önem vurgulanmakla kalmayarak, bu konuda çeşitli uluslararası programlar desteklenmeye başlanmıştır.

 

Bu bağlamda, Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin yaşama geçirilmesinde, Yerel Gündem 21’lerin yaşamsal bir işlevi bulunmaktadır. BM Binyıl Bildirgesi’nde özellikle “Kalkınma ve Yoksulluğun Azaltılması” (Bölüm 3), “Ortak Çevrenin Korunması” (Bölüm 4) ve “İnsan Hakları, Demokrasi ve İyi Yönetişim” (Bölüm 5) başlıkları altında getirilen küresel hedeflerin büyük bölümü, Yerel Gündem 21 süreçlerini doğrudan ilgilendirmektedir.

 

Dünya ölçeğindeki bu gelişmelere öncülük edecek şekilde, Türkiye Yerel Gündem 21 Programı’nın yeni aşaması, BM Binyıl Bildirgesi Hedefleri’nin (ve bunlara bağlı olarak, Johannesburg Uygulama Planı’nın) yerelleştirilmesine yönelik uygulamalara dayalı olarak geliştirilmiştir.