TARİHİ ŞEHİRLER
KALELİ KENTLER SERGİSİ


TARİHİ KENTLER BİRLİĞİ’NİN KALELİ KENTLER SERGİSİ KOCAELİ’DE

Tarihi Kentler Birliği ve ÇEKÜL Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği “Kaleli Kentler Sergisi”, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Gebze Osman Hamdi Bey Kültür Merkezinde açıldı. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu tarafından açılan sergi 7, 8, 9 Ocak tarihleri arasında Kocaelili ziyaretçilere sunuldu. 

 
26 YERLEŞİMİN KALELERİ

İlk kez, 8-10 Ekim 2009 tarihlerinde Bursa’da düzenlenen Tarihi Kentler Birliği Semineri ve Dünya Kaleli Kentler Birliği’nin “19. Kaleli Kentler Sempozyumu” kapsamında gerçekleştirilen “Kaleli Kentler Sergisi”, 7-8-9 Ocak 2010 tarihlerinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından, Eskihisar Kalesi’nin yer aldığı Gebze’de, Osman Hamdi Bey Kültür Merkezi Sergi Salonu’nda ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Sergide ülkemizin 26 yerleşiminde bulunan kalelerin fotoğrafları yer alıyor. Sergide özellikle kaleleri sağlam durumda bulunan şehirlerin kaleleriyle ilgili genel görünüm fotoğrafları, restore edilenlerin uygulama öncesi ve sonrasını gösteren görselleri, tarihi, mimari özellikleri gibi özet bilgiler bulunuyor.

Devamını oku...
 
TARİHİ KENTLER BİRLİĞİ MEVLANA’NIN KENTİ KONYA’DA BULUŞTU


Tarihi Kentler Birliği Konya Buluşması 25-27 Eylül tarihlerinde yapıldı. TKB üyeleri ve ilgili valilerin izlediği Konya Buluşması’nı dört yüzün üstünde katılımcı takip etti.

TKB Konya Buluşması, Mevlana Müzesi Gül Bahçesi’nde yapılan açılış konuşmalarıyla başladı. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, TKB ve Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, ÇEKÜL Vakfı ve TKB Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen ve Konya Valisi Aydın Nezih Doğan yaptıkları konuşmalarda Selçuklu eserleri ve Mevlana’nın varlığıyla özel olan bu kentin, korumacılık kapsamında önemli çalışmalar yapmaya hazır olduğunu vurguladı.


 
Hz. Mevlana’nın ve yakınlarının türbelerinin de bulunduğu müzenin gül bahçesinde ikram edilen akşam yemeğinde, seçimlerden sonra belediye başkanlığına yeni başlayan kent yöneticileri tanışma fırsatı yakaladı.

Konya Buluşması takipçileri, yemeğin ardından, Konya Valiliği’nin davetlisi olarak bu yıl altıncısı düzenlenen Mistik Müzik Festivali’ne katıldı. Amerikalı Branches Breath grubunun, Kızılderili mistik müzikleri ilgiyle izlendi. 

TKB Meclis Toplantısı Yapıldı


 
TKB Buluşmalarında yılda iki kez bir raya gelen TKB Meclisi, Beşiktaş Buluşması’nın ardından Konya’da toplandı. Dokuz gündem maddesinin tartışıldığı TKB Meclis toplantısında 18 belediyenin başvuruları değerlendirilerek TKB üyeliğine kabul edildi.

TKB Yeni Üyeleri:
Adalar, Akçakoca, Alaçatı, Bozüyük, Cevizli, Dalyan, Dinar, Eceabat, Gürcüş, İzmit, Kocasinan, Köyceğiz, Manavgat, Seyitgazi, Simav, Sulusaray, Yakutiye, Yalova.

Kültürel Koruma ve Yol Haritası  

 “Kültürel Koruma ve Yol Haritası” başlıklı seminer ise TKB Konya Buluşması’nın ikinci günü Dedeman Otel’de Meclis toplantısının ardından yapıldı. Mehmet Özhaseki’nin oturum başkanlığını yaptığı seminerde, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek ve ÇEKÜL Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Şehir Plancısı Faruk Göksu birer konuşma yaptı.


 
Özhaseki, TKB Danışma Kurulu Üyeleri’nin Beşiktaş Buluşması’nda yaptıkları konuşmalardan alıntı yaparak oturumu başlattı. Beşiktaş Buluşması’na katılmayanlar için önemli bir özet olan Özhaseki’nin giriş konuşması ilgiyle dinlendi. Konuşmasında ayrıca, taşların, duvarların korunduğunu fakat geleneksel yaşam kültürünün korunması için bu kadar özenli olunmadığını vurgulayan Özhaseki, somut olmayan kültürel mirasın da kayıt altına alınması gerektiğini vurguladı. Tarihi Kentler Birliği üyelerinin bu çalışmaya özenle yaklaşmaları gerektiğinin önemine değindi. “Büyüyen kentlerin önce kendini tanıması gerekir. Neye ihtiyacı olduğunu, önceliklerini bilmesi gerekir,” diyen Özhaseki, kentleşmenin korumacıkla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini hatırlattı.

“Konya; Planlı Bir Kent, Zengin Bir Kültürel Miras”
Seminerin ilk konuşmacısı Tahir Akyürek, Konya kentinin özellikleri ve turizm potansiyeli, “Konya Kültür Vadisi” projesi ve kentte yapılacak diğer çalışmalar hakkında bilgi verdi. Akyürek, Konya’nın planlı bir kent olduğu ve bu planlı yapılaşmanın, çalışmaları hızlandırdığı vurgusunu yaptı:

“Şehirlerimizi güzel bir noktaya taşıma sorumluluğumuz var. 201 belediyemiz ile yerel imkânlarımızı kullanarak sorunlarımızı aşmaya, bu sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyoruz. Konya, 1960’larda başlayan planlı kentleşmenin yaşandığı ve zengin kültürel mirasın olduğu bir kenttir. Konya’nın planlı kent geleneğinin devam etmesi, kırk yıldır bu kentte başkanlık etmiş kadroların başarısıdır. Konya’da kaçak yapılanma ve gece kondu sorunumuz yok. Beş yılda 15 bine yakın yaptığımız toplu konutların birçoğu teslim edildi. Şehirde ayrıca tatlı su hattımız var. Yeşil alan konusunda da planlı bir çalışma yürütüyoruz. Yeşil alan miktarını kişi başına iki katına çıkartma hedeflerimizi paylaştığımızda çok inanan olmadı. Bu hedefe ulaşmak için kent çevresi dâhil 17 milyon metre kare yeşil alan oluşturmak gerekiyordu. Kent merkezinde 5 milyon metre kare yeşil alan yaparak hobi bahçeleri hazırladık. Yürüyüş yolları, açık spor alanlarını kentti gezdiğinizde görebilirsiniz. Birçok insan, bu alanlar kullanılmaz diye bizi eleştirmişti. Şimdi ise halkın yürüyüşlere çıktığını görüyoruz. Konya, planlı olarak geleceğe yürüyen bir kenttir.

“Burası sadece Türk-İslam medeniyetine ev sahipliği yapmamış, başka medeniyetler de burada hüküm sürmüş. Bizler, bu medeniyetlerin sosyal genetik yoluyla mirasçılarıyız. Çatalhöyük, kent yaşamının planlı yapıldığı kanıtlanmış yerleşimlerinden birisi. Amerika’da bir toplantıya katılmıştık. Yüz, yüzeli yıllık kentler var. Birkaç kahveyi tarihi bina olarak bize gezdirdiler. Biz ise Anadolu’da 10 bin yıllık bir tarihten bahsediyoruz. Başladığımız envanter çalışması bitmek üzere. Mevlana Kültür Merkezi, Kazım Karabekir Caddesi, İstasyon Caddesi, Alaaddin Tepesi ve tarihi Dede Bahçesi’ni kapsayan alanda Mevlana Kültür Vadisi isimli pilot bir çalışma başlattık Burada yer alan Adliye binasını yıkarak kent meydanı yapmaya başladık. Karatay Medresesi, İnce Minareli Medrese, İplikçi Cami, Şerafettin Cami, Alaaddin Cami, Kapı Cami ve tarihi Valilik binasını içine alan bu alan içinde otuza yakın tarihi eser var. Tarihi Konya Bedesteni’nin yeniden yapılandırılması ve ulaşım planlaması da pilot uygulamanın içinde yer alıyor.”    

“Kentlerin ve TKB’nin Kültür Öncelikli Yol Haritası”


 
Şehir Plancısı Faruk Göksu ise “Kentlerin ve TKB’nin Kültür Öncelikli Yol Haritası” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Göksu, 2010 yılının hem TKB hem de ÇEKÜL Vakfı için önemli olduğunu söyledi. ÇEKÜL Vakfı’nın yirminci, TKB’nin ise onuncu yılının kutlanacağı 2010 yılında çeşitli etkinliklerle bu 30 yıllık birikimin öne çıkarılması gerektiğini hatırlattı. Göksu, TKB’nin on yıllık birikimini 5B kavramı içinde inceledi: Bilgilendirme, Bilinçlendirme, Buluşma toplantıları, örgütlenerek Başarı elde etme ve yeni Bakış geliştirme.

TKB’nin gelecek on yılda neler yapması gerektiğine değinen Göksu, koruma sektörü kavramının belediyeler tarafından ciddiye alınması gerektiğini, TKB’nin üçüncü güç olma başarısını ilerletmesi gerektiğini söyledi. Kentsel ittifakların gelecek on yılda güçlenmesi ve yenilikçi yaklaşımlar geliştirilmesinin önemine değindi. Faruk Göksu ayrıca TKB ve ÇEKÜL Vakfı’nın birikimlerinin, bilimsel yöntemlerle hazırlanacak “koruma eğitimi” kapsamında paylaşılması gerektiğini vurguladı.
Belediye başkanlarına,  “Kültür odaklı projeler geliştirmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Koruma sektörüyle, gayrimenkul sektörünü buluşturmamız gerekiyor; çünkü bunun eksikliğini ağır bedellerle ödüyoruz. Seller, depremler bunun en büyük göstergesi,” diyerek ranta dayalı sağlıksız yapılaşmaya dikkat çekti. Geleneksel yaşam kültürünün koruma sektörünün içinde yer alması gerektiğini vurgulayan Göksu, TKB’nin sivil toplum örgütleriyle iş birliğini geliştirmesinin önemine değindi. Konya, Karaman ve Mardin, Diyarbakır örneğini vererek, bölge ve havza bazında planlama yapılması gerektiğini söyledi. Yapılan hızlı tren hattıyla Konya’nın nüfusunun on yıl içinde ikiye katlanacağına dikkat çekerek, yöneticilerin bu duruma şimdiden hazırlıklı olması gerektiği belirtti.

Göksü, Yol Haritası hazırlama sürecini ise dört aşamalı olarak özetledi:  Bilgi toplama; değerlendirme; vizyon oluşturma ve eylem alanlarının ortaya konulması; kamu oyuna açıklanması ve tartışılması.

Faruk Göksu, yerelde korumacılık anlamında pek çok çalışmanın yapıldığını fakat Türkiye’nin henüz “Ulusal Koruma Stratejik Planı”nın olmadığını söyleyerek, TKB’nin bu konuda da çalışmalar yürütmesi gerektiğini belirterek sunumunu bitirdi.
Seminer katılımcıları arasındaki TKB Danışma Kurulu Üyesi köşe yazarı Oktay Ekinci, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey de birer katkı konuşması yaptı.

ÇEKÜL Vakfı ve TKB Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen ise seminerin değerlendirme konuşmasında şunları söyledi: 

“Konya’dan Türkiye’nin geleceğiyle ilgili işaretler aldık. Burada sadece TKB toplantısı yapmıyoruz. Burada, ortak bir ulus ve ortak bir gelecek için buluştuğumuzu görüyoruz. TKB on yılda koruma çalışmalarını belli bir noktaya taşıdı. Sokakların iyileştirilmesi, yeşillendirilmesi, bir ulusun olmazsa olmazıdır. Bu ulus, Türkiye’nin dünya tarihinde köklü  bir yere sahip olduğunu artık göstermelidir. TKB kimlik birliğidir. Varoluş sebeplerini, köklerini araştıran bir topluluktur. Ailenin, sokağın, kentin, ülkenin birbirine bağlandığı bir ulus olduğumuzu artık kabul ettirmemiz gerekiyor. Bütün kentleri yakından izliyoruz. Bunu izleyen arkadaşlarımız çok genç. Fakat sizlere olan saygılarını koruyarak bu toplantıları organize ediyor ve gündemi hazırlıyorlar. Antep Başkanı Asım beyin dediği gibi biz saygımızı kaybetmeden kamu-yerel-sivil-özel birlikteliğini yürütüyoruz. Bu davranış aynı zamanda bizim geleneksel yaşam kültürümüzün bir parçası. Valilikler bir eşgüdüm merkezidir. Seçilmişler, valilerle birlikte hareket ettiğinde, Gaziantep’te olduğu gibi başarıya ulaşıyor. Sadece sayısal değerlerle değil, kalıcılığa ulaşan değerlerle başarıya ulaşmalıyız. Bu toplantılarda öğretim üyelerine her defasında gönderme yapıyorum. Ne olur kendinizi yenileyin! TKB’nin ise en büyük özelliği, her toplantıda yeni bir gündemle kendini sürekli geliştirmesidir.” 

Sille Kent Atölyesi, Selçuklu Eserleri ve Çatalhöyük İncelendi

Seminerin ardından Sille Kent Atölyesi, Zazadinhan Kervansarayı, Karatay Medresesi, İnceminare Müzesi ve Alaaddin Cami İncelendi. Mehter Takımı’nın müzikleriyle Sille’ye giren TKB üyeleri,  Temmuz ayında açılışı yapılan Sille Kent Atölyesi’nde eğitim alan 175 ustayı eğitimleri sırasında ziyaret etti. Demir, taş ve ahşap oyma atölyelerini inceleyen başkanlar, ustalarla sohbet ederek eğitimin içeriği hakkında bilgi aldı. Tarihi rum evleri ve restorasyonu başlayan Aya İrini Kilisesi ile farklı bir dokuya sahip olan Sille’de, Selçuklu Belediyesi tarafından restorasyonu tamamlanan bir Selçuklu hamamı ve Sille evi de ziyaret edildi.   


Sille Kent Atölyesi


Sille


Zazadinhan Kervansarayı

TKB’nin Özendirme Yarışması’nda Uygulama Ödülü alan Zazadinhan Kervansarayı ve bugüne kadar bulunmuş en eski, en gelişmiş Cilalı Taş Devri yerleşim merkezi olan Çatalhöyük, Konya Buluşması’na katılan başkanların dikkatle inceledikleri eserler arasındaydı. 


Karatay Medresesi

Kent gezisinin ardından Mevlana Kültür Merkezi’nde her Cumartesi halka açık olarak düzenlenen Sema gösterisine katılan TKB üyeleri, gösteriyi sonuna kadar ilgiyle izledi. Mevlevi Sema Töreni 2008 yılında UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne girmişti.

 
Çin, tarihi Kaşgar şehrini yıkıyor!

 

kasgar.jpg

Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’da Çin yönetimi Müslüman Uygur Türkleri’nin tarih ve kültürleri ile bağını koparmak amacıyla tarihi İpek Yolu’nun önemli kavşak noktası Kaşgar şehrinin Eski Şehir kısmını dozerlerle yıkıp yerle bir etmeye başladı.

Tarihi Kaşgar şehrinin yüzde 85′inin yıkılmasının planlandığı bildirildi. Tarihi Kaşgar şehri İpek Yolu’nun kuzey güney kısımlarının birleştiği vahada yer alıyor. Kaşgar, Taklamakan Çölü’nün batı ucunda bulunuyor.

Tarihsel olarak Delhi ve Semerkant’tan yola çıkan tüccarlar, dünyanın en zorlu dağ yolunu geçkitten sonra Kaşgar’da yüklerini boşaltıp şehrin sokaklarında safran ve diğer ticari eşyalarını satıyorlardı. Çinli tüccarlar da aynı şekilde  ipek ve porselen yüklerini buraya getiriyorlardı. 

Şimdi tarihteki tüccarların yerini turistler aldı. Eşeklerin çektiği arabalarla vadileri ve toprak evleri geziyorlar. Kaşgar şehri daha önce de Cengiz Han tarafından yakılıp yıkılmıştı. Yıllar sonra Kaşgar şehri tekrar talan ediliyor fakat bu sefer Çinliler tarafından.

The New York Times gazetesinin haberine göre, Kaşgar’ın tarihi bölümünde yapılan yıkım sebebiyle şu ana kadar 900 Müslüman aile Kaşgar’ın Eski Şehri’nden göç etti. Mimar ve tarihçi George Michell 2008′de yazıdığı “Kaşgar: Eski İpek Yolu’ndaki Vaha” adlı kitabında, Kaşgar için “Orta Asya’da bulunabilecek geleneksel İslam şehrinin en iyi korunmuş örneği” demişti. Şimdi işgalci Çin yönetiminin eliyle Orta Asya’da en iyi şekilde muhafaza edilmiş geleneksel İslam şehri bütün izleri ile tarih sahnesinden silinmeye çalışılıyor.

 

image0014.jpg

Bölgeki yetkililer, önümüzde bir kaç yıl içinde Kaşgar’daki eski şehrin en az yüzde 85′inin tamamen yıkılmış olacağını söylüyorlar. Yıkımlar sebebiyle Kaşgar Eski Şehri’nden 13 bin Müslüman uygur ailesinin zorunlu göç edeceği tahmin ediliyor.

Devamını oku...
 
SAFRANBOLU'DA TARİHİ YAPILAR

 

Safranbolu, Karabük ilinin en büyük ve gelişmiş ilçesidir. Konumu yaklaşık olarak Ankara'nın 200 km kuzeyinde ve Karadeniz'in 100 km güneyindedir. Karabük ilçe merkezinin de 8 km  kuzeyinde bulunmaktadır. Safranbolu şehir merkezi ile Karabük il merkezi bitişiktir.

Ev örneklerine, Beypazarı, Göynük, Taraklı, Odunpazarı gibi Türkiye'nin birçok yerinde rastlanan Klasik Osmanlı kent mimarisini yansıtan tarihî evleri ile ünlü olan şehir, bu özelliği sayesinde 17 Aralık 1994 tarihinden beri Türkiye'de Dünya Miras Listesi'nde yer alan 9 kültürel varlıktan biridir ve turistik ilgi çekmektedir. Safranbolu ismini, bölgede yetişen ve nadir bir bitki olan safrandan alır.


Safranbolu'daki Önemli Tarihi Yapılar:

Köprülü Mehmet Paşa Camii:
1662 yılında ibadete açılan camii, Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Cami; Çarşı’da Çeşme Mahallesindedir. Kitabesi yoktur, ancak yapımını sağlayan Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa tarafından gönderilen el yazması bir Kuran’dan 1661/1662 yılında ibadete açıldığı anlaşılmaktadır. Çarşıdan büyük kemerli bir kapıdan avlusuna girilmektedir. Ayrıca Arasta’ya açılan bir diğer kapısı vardır.

Caminin ana mekanı kare planlıdır, üstünü tromplarla geçilen bir kubbe örtmektedir. Ayrıca bu kubbenin oturduğu sekizgen kasnak dışardan payandalarla desteklenmiştir. Beş bölümlü beşik tonozlarla örtülü bir son cemaat yeri vardır. Köprülü Mehmet Paşa Camii Sütunlara oturan, kemerlerle avluya açılan giriş kısmının sağ tarafından tek şerefeli minaresi yer almaktadır. Camide, özellikle içerde, daha geç bir devrin ürünü olan kalem işleri, mahfil kısmı belirgin noktalardır. Köşe sütunlarıyla belirlenen boyalı mihrabı, ahşap geometrik motiflerle şekillenen minberiyle, bu yapıda yer yer çözüme ulaşmamış kısımlar bulunmaktadır.

Cami tümüyle XVII yüzyılın özelliklerini belirgin bir şekilde ortaya koymaktadır. Cami iki kez restore edilmiştir. Avlusunda şadırvan, güneş saati ile kütüphane ve muvakkithane olarak müştereken yapılmış bina bulunmaktadır.

İzzet Mehmet Paşa Camii:
Padişah III. Selim zamanında ve 1794-1798 yılları arasında Sadrazamlığa yükselen aslen Safranbolulu olan İzzet Mehmet Paşa, Çarşı içinde bir cami yaptırmıştır. Anılan cami, İstanbul’daki Nuruosmaniye Camisinin adeta küçük bir modelini oluşturur. Tamamen kesme taştan yapılmış olan cami, Fevkânî Camiler grubu içinde düşünülebilecek özellikler taşır. Küçük bir külliyeyi oluşturan, eğimli araziye uyumlu bir şekilde yerleşen yapılardan camiye 10 basamaklı merdivenlerle ulaşılır. Yapının ana mekanını örten kubbeye pandantiflerle geçilmekte aradaki kasnağa ise pencereler açıldığı görülmektedir. Köşelerdeki ağırlık kuleleri yapıyı sınırlar. Namaz kılma alanı kare biçiminde olup eni boyu 13.5 metredir. Minber ve mihrabı çok zengindir. Mihrabın üzerinde Padişah III. Selim’in tuğrası vardır. İçindeki kalem işleri, bezemeleri, çok köşeli kalem gibi zarif minare gövdesi ile külah ve alemi bu zarafete layık bir şekilde yapılmıştır. 1902-1903 ve 1990 yıllarında onarım gören caminin külliyesi içinde kütüphane, abdesthane, iki çeşme ve vakıf dükkanları yer alır. Cami ve avlusu altından geçen Akçasu deresi üzerine yapılan kemerler üzerine oturmaktadır.

Devamını oku...
 
TKB Kars Buluşması Sonuç Bildirgesi


Kültürel Mirasımızda Yeni Bir Alan: Somut Olmayan Kültür

3-4-5 Kasım 2008 tarihlerinde Kars’ta toplanan Tarihi Kentler Birliği, olağan genel kurul toplantısını 4 Ekim 2008 Cumartesi günü Sarıkamış Toprak Otel Salonu’nda gerçekleştirmiş ve TKB Kars Buluşması boyunca tartışılan konuların bir açıklama ile kamuoyuna duyurulması kararlaştırmıştır.

Tarihi Kentler Birliği Meclisi, öncelikle yaklaşık 300 kişinin katıldığı TKB Kars Bulaşması’na kusursuz ev sahipliği yapan Kars Belediyesi Başkanı Naif Alibeyoğlu ile çalışma arkadaşlarını, içtenlikleri ve emekleri için takdir ve teşekkür duygularıyla anmaktadır. Kaldı ki TKB Kars Buluşması’nın Kars Kültür ve Sanat Festivali ile aynı tarihlere denk geldiği ve bir serhat ili olarak olanaklarının darlığı da göz önüne alındığında, gerek Kars insanının, gerekse başta Valilik ve Belediye olmak üzere kentli kurumların gösterdiği özveri her türlü takdirin üzerindedir.

Devamını oku...
 
ATLANTİS BULUNDU MU?
Google’un son teknolojisi Google Ocean tarafından çekilen bir görüntüyle 12 bin yıl önce kaybolduğu söylenen Atlantis şehrinin izine rastlanıldığı iddia ediliyor.

İngiliz The Sun Gazetesi’nde yer alan habere göre, internet kullanıcılarının okyanus tabanı ve derinliklerinde sanal gezinti yapmalarını sağlayan Google Ocean programı, Kanarya Adaları’na yakın Afrika’nın batı sahillerine 997 kilometre uzaklıkta yer altında ’gizemli’ şekiller keşfetti. Fotoğraflarda görülen kusursuz dikdörtgen şekillerin kayıp kıta Atlantis’e ait olabileceği söyleniyor. Dikdörtgen şekillerin Galler büyüklüğünde olduğu ve 4 kilometre derinlikte yer aldığı belirtildi. Birbirini direkt kesen belirgin çizgilerin haritayı andırdığı belirtiliyor. Şekillerin doğal yollarla oluşamayacak kadar düzgün olması dikkat çekiyor.

Filozof Platon, kıtanın M.Ö 9700’de sulara gömüldüğünden bahsetmişti. New York Üniversitesi’nden uzman Charles Orser, keşfi büyüleyici olarak niteledi. Orser, ’Şekiller Platon’un tarif ettiği bölgede bulunuyor. Kesinlikle daha yakından bakılmayı ve araştırılmayı hak ediyor’ dedi. Platon’un diyaloglarında gömülü bir hikáye halinde olan Atlantis, genellikle filozof tarafından kendi politik teorilerini anlatmak için oluşturulmuş bir efsane olarak görülüyordu.

Hürriyet, 21.2.2009

 
BUHARA


Kalyan medresesi ve cami
Kalyan medresesi ve cami
Buhara (Özbekçe: Buxoro; Tacikçe: Бухоро; Arapça: بخارى; Farsça: بُخارا‎ Bukhārā; Rusca: Бухара), Orta Asya'nın en eski yerleşim bölgelerinden olan ve günümüzde Özbekistan sınırları içinde bulunan tarihî şehir. Arkeolojik bulgular şehrin tarihinin en az 2500 yıl civarında olduğunu göstermiştir. Şehirde yapılan Arkeolojik kesit çalışmalarında yaklaşık 20 m kadar derinlikteki alt katmanda; kamu binaları, askeri tahkim yapıları, çanak-çömlek ve madeni paralar gibi çeşitli arkeolojik buluntulara rastlanılmıştır.[1] Buhara tarih boyunca bölgenin önemli kültür ve ticaret merkezlerinden bir olmuştur.
Devamını oku...
 
SEMERKAND

Emir Timur’un Gözbebeği: Semerkand


Dr. Hayati Bice


Ünlü tarih romancısı Harold Lamb geçtiğimiz günlerde yeniden yayınlanan Emir Timur adlı romanın son kısmında Timur’u, 18 Şubat 1405 günkü ölümünden önceki son seferi olan Çin seferine çıkarken Semerkand’ı görebileceği son tepeden ellerinde şekillenen Semerkand’a son kez vedalaşır gibi bakarken tasvir eder. Son derece dokunaklı bir tasvirdir bu… Mısır sınırlarından Hindistan’a İzmir’den Moskova önlerine neredeyse tüm Asya’yı atları ile çiğneyen altmışsekiz yaşını tamamlamış mağrur hükümdarın gözlerindeki buğulanma bu satırlarda okunmasa bile hissedilmektedir.

 

ALMILA için Türkistan şehirleri hakkında yazmam istendiğinde başlangıçta hiç değilse Semerkand ile Buhara ile bir süreliğine de olsa yaşadığım Yesi, Hive gibi birkaç Türkistan şehrinden bahseden bir yazı yazmak niyetinde idim. Ancak sadece Semerkand ile ilgili verileri bir araya getirip yazmağa başlayınca bu niyetimin tahakkuku için birkaç dergi sayfasının yetmeyeceğini anladım. Bu nedenle mecburen yazımı sadece bir Türkistan şehri ile sınırlamam gerekti. Bu defa da acaba Semerkand’ı mı yazmalıyım yoksa Buhara’yı mı? sorusuna takıldım. Sonuçta okurun Türkistan coğrafyasını ve tarihini tanıması açısından Emir Timur’un gözbebeği; taht şehri Semerkand’ı yazmamın daha faydalı olacağı kanaatine vardır. Bu kanaatimde Semerkand’ı anlatırken Türkiye’de pek tanınmayan daha da vahimi adını bilenlerin de pek iyi bilmediği Emir Timur’u anlatma niyetim büyük rol oynadı.

 

Gerçekten de "Semerkand Emir Timur’dur; Emir Timur Semerkand’dır" denilse, yeridir. Bu nedenledir ki Semerkand’ı anlattığım bu yazıda bir başka açıdan da olsa bu çok sevdiği şehirde bedeni ebedi uykusuna yatırılmış olan Emir Timur’u da yazmak zorundayım. Emir Timur’un ruhunu soracak olursanız şunu diyebilirim ki, Emir’in aziz ruhu bugün yine çok sevdiği Semerkand’ın tepelerinde; bağlarında, meydanlarında; planlarını bizzat çizdiği ve hatta bazılarını birkaç kez yıktırıp yeniden daha büyük ölçülerde yaptırttığı mescidlerde; medreselerde ve külliyelerde dolaşmaktadır.

Devamını oku...
 
SEMERKAND

Registan meydanı;soldan sağa: Uluğ Bey medresesi (1420- ), Tilla-Kari medresesi (1660- ) ve Şir Dor medresesi (1636- )
Registan Meydanı
soldan sağa: Uluğ Bey Medresesi Tilla-Kari Medresesi ve Şir Dor Medresesi

Semerkand, (Özbekçe: Samarqand, Самарқанд; Farsça: سمرقند‎ ; Rusca: Самарканд/Samarkand; eski Türkçe: Semizkend) Özbekistan'ın güney kesiminde yer alır. Zeravşan ırmağının vadisinde, Taşkent'in 275 km güneybatısında yer alan Semerkand'ın nüfusu yaklaşık 600,000'dir. Önemli bir sanayi ve öğretim (Semerkand Üniversitesi) merkezi olan kent, Timur döneminden kalma tarihi anıtlarıyla (Bibihanım Medresesi, 1399-1404; Timur'un türbesi Gur Emîr, 1405; Uluğ Bey, vb.) çok sayıda turist de çekmektedir.


İsim Kökeni

Semerkand sözü eski Farsça'da asmara: "taş", "kaya" ve Soğdça kand: "kent", "kale" birleşmesinden gelir.[1]

".. Yine böylece " صآمِز كآند Semiz kend" denir; büyük olduğu için böyle denilmiştir. Farsçada سمرقند derler."[2]


Tarih

Dünya'nın en eski şehirlerinden biri olan Semerkand, antik Yunanlıların Marakanda (eski Yunanca: Μαράκανδα) isminde tanıdığı, Milâttan önce 14. yüzyıllarında Zeravşan'nın (Yunanca: Polytimetos) verimli ovasında bir vaha şehri Persler tarıfından kurulmuş ve uzun süre Ahameniş İmparatorluğunda önemli bir rol oynamıştır. Eskiçağ'da Soğdlar'ın yaşadığı, M.Ö.329'da Büyük İskender tarafından alınmştır. Semerkand 6. yüzyılda bir Türk Yabguların etki alanları içindeydi.[3]


İslam Dönemi

 
Semarkand'daki Tarihi Eserler

 
Uluğ Bey Rasathanesinin girişi

Semerkand,
712'de müslüman Araplar tarafından fethedilip, Abbasiler zamanında[4], çok gizli olan kağıt imalâtı 751 yılında Talas savaşında esir alınan Çinlilerden öğrenilir ve İslâm dünyasında ilk kağıt değirmeni Samarkand'ta yapılır. Bu icat diğer İslâm dünyasına, daha sonra oradan Avrupaya yayılır. Samanoğulları döneminde iktisadi açıdan hızla gelişti. 1220'de Cengiz Han'ın kontrolüne geçti, şehir tamamen harap oldu. Timur
'un başkent yapmasıyla önemli ölçüde gelişti ve önemli bir kültür merkezine dönüştü.

1499 yılı içinde Özbek Türkleri Semerkand'ı kontrolüne aldı.[5]. Şiban sülâlesi Özbeklere burada veya yaklaşık olarak bu zamanda liderlik yaptığı görülür.

1500'de göçebe Özbekler'den Muhammed Şiban (Şeyban) tarafından Şiban Hanedanlığı kuruldu. Muhammed Şiban Cengiz Han'ın ilk karısı olan Börte Ujin Hatun'dan olan en büyük oğlu Cuci'nin (Moğolca: Зүчи, Züchi) beşinci oğludur. 1282 yılında Şiban (Şeyban) sülâlesi İslâm dinini benimsediler, zamanla Özbek adını aldıkları varsayılır. Şiban sülâlesinin kurduğu bir başka Şiban Hanlığı olan Sibir Hanlığı (Tatarca: Себер ханлыгы / Seber xanlığı, Себер йорты / Seber yortı) İbak tarafından kurulmuş ve onların en son Hanı Kuchum 1598 yılında görevinden alınıp Rusların kontrolüne geçti.

1784 yılında Semerkand Buhara emirinin buyuruğuna girmiştir.[6]

Semerkand, 1868'de Ruslara geçerek Türkistan'a bağlandı. 1924'ten 1930'a kadar Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin başkenti oldu.


Semerkand'ta tarihi eserler

Semerkand'ta İslâm Mimarisinin en güzel örnekleri bulunur. Şehir UNESCO Dünya Miras Alanları Listesine eklemiştir.

 
Bibi Hanım Camii

 
Gur Emir Medresesi

 
Şah-ı Zinde Camii ve Türbeleri

 
Eski Ticaret Çarşısı

 
Ruhabad Türbesi

Registan antik Semerkand'ın kalbidir. Anlamı "Kumlu yer" demektir.
  • Uluğ Bey Medrese (1417-1420).
  • Şir-Dor Medrese (1619-1636).
  • Tillakari Medrese (1646-1660).
  • Uluğ Bey Rasathanesi (1421-1449).
  • Semerkand Afrasyab Müzesi
  • Timur'un Gur Emîr Türbesi
  • Shakh-i Zinda Türbesi
  • Bibi Hanım Cami
  • Hazreti Hızır Cami
  • Davud Peygamber Türbesi
  • Zümrüt Hoca Cami
  • Bibi Hanım Türbesi
  • Kok Cami
  • Chorsu Antik Ticaret Merkezi
  • Abu Mansur Maturidi Türbesi
  • Rukhobod Türbesi
  • Aksaray Türbesi
  • Nisbatdor Hoca Cami
  • Abdu Darun Hoca Türbesi
  • Ishrat-Khana (Ishrathona)
  • Namazgâh Cami
  • Kok Saray Kalıntıları


Ünlüler


Kardeş şehirler

Horasan'daki Kardeş Şehirler;

  • Belh, Afganistan
  • İran Nişabur, İran
  • Merv, Türkmenistan
  • Buhara, Özbekistan

Diğer Şehirler:

  • Amerika Birleşik Devletleri Olympia ABD
  • Cusco, Peru
  • Lahore, Pakistan
  • Lviv, Ukranya
  • İstanbul, Türkiye
  • İzmir, Türkiye


Notlar

1. Room, Adrian (2006). Placenames of the World: Origins and Meanings of the Names for 6,600 Countries, Cities, Territories, Natural Features and Historic Sites, 2nd edition, London: McFarland, p. 330. ISBN 0786422483. “Samarkand. City, southeastern Uzbekistan. The city derives its name from that of the former Greek city here of Marakanda, captured by Alexander the Great in 329 B.C.. Its own name derives from the Old Persian asmara, "stone", "rock", and Sogdian kand, "fort", "town".”
2. Atalay, Besim (2006). Divanü Lügati't - Türk. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi. ISBN 975-160-405-2, Cilt I, sayfa 344
3. Encyclopedia Britannica (Chicago: University of Chicago Press, 1984) Cilt 16, sayfa 204
4. S. Quraishi, "A survey of thedevelopment of papermaking in Islamic Countries", Bookbinder, 1989 (3): 29-36.
5. Columbia-Lippincott Gazeteer, sayfa 1657
6. Columbia-Lippincott Gazeteer, sayfa 1657